İçeriğe geç
Tekirdağ Yerel Ajans

Merakın gündelik yüzü, burçların renkli aynası

Psikoloji

Erteleme Neden Tembellik Değildir?

Erteleyen kişi emekten değil, işin uyandırdığı duygudan kaçar. Bu ayrımı görmek, davranışı değiştirmenin en pratik yolunu da açık eder.

Mertan Gökduru 4 dk

Yapılması gereken iş bellidir, süre daralmaktadır, kişi bunu bilmektedir ve yine de başlamaz. Bunun yerine odayı toplar, listeler yapar, ilgisiz bir konuyu araştırır. Dışarıdan bakıldığında bu tablo tembelliğe benzer. Oysa erteleme davranışının içinde tembellikten çok farklı bir mekanizma çalışır.

Tembellikte bir kaçınma değil, isteksizlik vardır; kişi genel olarak enerji harcamak istemez. Erteleyen kişi ise çoğu zaman yorulmaktan kaçınmaz, hatta yerine geçen işlerde belirgin bir enerji harcar. Kaçındığı şey emek değil, o işin uyandırdığı duygudur. Bu ayrım, erteleme sorununa yaklaşırken en kritik noktadır.

Erteleme Bir Zaman Yönetimi Sorunu Değildir

Erteleyen kişilerin çoğu zamanın nasıl planlanacağını gayet iyi bilir. Sorun bilgi eksikliğinde değildir. Kişi hangi işin ne kadar süreceğini tahmin edebilir, hatta ayrıntılı planlar kurabilir. Buna rağmen plan uygulanmaz.

Bunun nedeni, kararın bilgiyle değil duyguyla verilmesidir. Zihin bir işi düşündüğünde o işe eşlik eden his de belirir: sıkıntı, belirsizlik, yetersiz kalma kaygısı ya da can sıkıntısı. Bu his rahatsız edici olduğunda, zihin en hızlı rahatlamayı sağlayan seçeneği tercih eder. Bu seçenek genellikle başka bir şey yapmaktır.

Kısa Vadeli Rahatlama Uzun Vadeli Maliyeti Bastırır

Erteleme anında gerçek bir rahatlama yaşanır. Rahatsız edici his hemen azalır ve bu azalma anında hissedilir. İşin yapılmamasının doğuracağı sonuç ise gelecektedir, uzaktadır ve soyuttur. Zihin, anlık ve somut olanı uzak ve soyut olana tercih etme eğilimindedir.

Bu tercih tekrarlandıkça pekişir. Her erteleme, kaçınmanın işe yaradığına dair bir kanıt gibi kaydedilir. Böylece davranış bir alışkanlığa dönüşür. Kişi zamanla o işi düşündüğü anda kaçma isteği duymaya başlar; artık tetikleyici işin kendisi değil, işe dair düşüncedir.

Mükemmeliyetçilik En Sık Görülen Kaynaktır

Erteleyenlerin önemli bir kısmı işi kötü yapmaktan değil, yeterince iyi yapamamaktan korkar. Yüksek bir standart belirlenmiştir ve o standardı karşılayamama olasılığı işe başlamayı zorlaştırır. Başlanmadığı sürece başarısızlık da kesinleşmemiş olur.

Bu durumda erteleme bir tür koruma işlevi görür. Sonuç kötü çıkarsa kişi bunu yeteneğine değil, zaman darlığına bağlayabilir. Böylece benlik algısı korunmuş olur. Ancak bu koruma pahalıdır: iş sürekli baskı altında ve son anda yapıldığı için sonuç genellikle gerçekten de istenenin altında kalır.

Belirsizlik Başlamayı Engelleyen Görünmez Engeldir

Bir işin ilk adımı net değilse zihin o işi bulanık ve büyük bir kütle olarak algılar. Bulanıklık kaygı yaratır, kaygı da kaçınmayı tetikler. Bu yüzden en sık ertelenen işler zor olanlar değil, tanımı belirsiz olanlardır.

Aynı iş küçük ve somut adımlara bölündüğünde erteleme eğilimi belirgin biçimde azalır. Burada işe yarayan şey adımların kolaylığı değil, netliğidir. Ne yapılacağı açık olduğunda zihnin kaçınacak bir belirsizliği kalmaz. İlk adımı yazılı ve somut hale getirmek çoğu zaman tek başına yeterli olur.

Kendini Suçlamak Ertelemeyi Artırır

Erteleyen kişilerin çoğu kendine karşı sert davranır. İşi yapmadığı için kendini suçlar, iradesizlikle etiketler. Bu suçlama işe yarıyor gibi görünse de tersine çalışır. Suçlama olumsuz duyguyu artırır, artan olumsuz duygu ise kaçınma isteğini güçlendirir.

Kendine daha yumuşak yaklaşan kişilerin ertelemeyi daha çabuk bıraktığı gözlemlenir. Burada kastedilen kendini haklı çıkarmak değil, davranışı ahlaki bir kusur olarak değil çözülebilir bir alışkanlık olarak görmektir. Suçlama azaldığında işe dönmek kolaylaşır.

Zaman Baskısının Yanıltıcı Verimi

Erteleyenlerin sık dile getirdiği bir cümle vardır: baskı altında daha iyi çalışıyorum. Bu gözlemin bir doğruluk payı vardır, çünkü son an yaklaştığında kaçınmanın maliyeti kaçınmanın rahatlığını aşar ve kişi nihayet başlar. Ancak buradan çıkan sonuç, baskının verimi artırdığı değildir.

Son anda yapılan iş genellikle tek bir taslakta kalır; gözden geçirme, düzeltme ve olgunlaştırma aşamaları atlanır. Kişi bu eksikliği fark etmez, çünkü karşılaştıracağı bir alternatif yoktur. Ayrıca bu yöntemin görünmeyen bir bedeli daha vardır: iş yapılmadığı sürece geçen günler boyunca sürekli bir arka plan gerginliği taşınır.

Bu gerginlik dinlenmeyi de bozar. Erteleyen kişi ne çalışmış ne de gerçekten dinlenmiş olur; boş geçen saatler bile huzursuzlukla geçtiği için toparlanma sağlamaz. Bu yüzden ertelemenin asıl maliyeti işin kalitesinde değil, o işi düşünmekle geçen sürede birikir.

Duyguyu Değiştirmeden Davranışı Başlatmak

Yaygın beklenti, isteğin gelmesini beklemektir. Oysa istek genellikle başladıktan sonra gelir. Bir işe birkaç dakika devam etmek, o işe dair rahatsızlığın düştüğünü ve dikkatin toparlandığını gösterir. Bu yüzden çok kısa süreli, sonu belirli başlangıçlar etkilidir.

İkinci etkili yaklaşım, kaçış seçeneklerini zorlaştırmaktır. Kaçınma davranışı ne kadar kolaysa o kadar sık seçilir. Dikkat dağıtan aracı fiziksel olarak uzaklaştırmak, iradeye yüklenmekten çok daha güvenilir bir yöntemdir. Ortamı düzenlemek, kararı her seferinde yeniden vermek zorunda kalmayı ortadan kaldırır.

Erteleme, karakterle ilgili bir kusur değil, rahatsız edici duygudan kaçmanın öğrenilmiş bir yoludur. Bu yüzden çözümü de daha çok disiplin değil, işi netleştirmek, ilk adımı küçültmek ve kendine karşı sertliği azaltmaktır. Davranışın arkasındaki duygu görüldüğünde, onu değiştirmek çok daha mümkün hale gelir.